ARİF KÜÇÜKYANIK

ARİF KÜÇÜKYANIK

[email protected]

ŞİDDET ve ÇÖZÜM YOLLARI

21 Mart 2021 - 19:08

Toplumsal olarak da en büyük sorumlarımızdan bir tanesi de şiddet. Kadına şiddet, hayvanlara şiddet, insana şiddet.  Son zamanlar da şiddetin giderek artması hatta bu işin cinayete kadar gitmesi gerçekden acı verici bir durum. Toplum olarak Allah’ın bize emaneti olan kadınlara uygulanan şiddet artık haddini fazlasıyla aşmış bulunmak da. Bu durumu ele alacak olursak ve incelemek gerekirse dönem dönem  ve kriter, kriter incelemek gerekiyor. Araştırmalara göre her 5 kadınından 3 şiddet görürken yıllık ortalama şiddet gören kadının 300 ile 350 arasında hayatını kaybediyor yani kadın cinayeti oluyor. İçler acısı bu durumu inceleyecek olursak. Eskiden yaklaşık 20-25 yıl öncesi deki şiddetin en büyük sebebi çiftler arasındaki sevgi bağının az olması veya olmamasından kaynaklanıyordu. Çünkü o dönemlerde ailelerin uygun gördüğün, kadının veya erkeğin gönülsüz olarak evlenmesinden kaynaklanan huzursuzluklardan oluşuyordu. Peki günümüzdeki en büyük etken nedir?
  
Bu dönemimizi incelemek gerekirse araştırmalara göre aile içi şiddet olan evliliklerde eskiden belirli bir eğitim almamış insanlarda görülürken günümüz de  bu çok değişti. Aile içi şiddet olan her 5 aileden 3 veya 4 aile okumuş kültürlü insanların oluşturduğu evliliklerden oluşuyor. Bunun en büyük nedeni ekonomik koşullardan kaynaklanan sıkıntılar.

 
Peki bu şiddetlerin azalması hatta yok olması için bütün insanlara düşen görev nedir. Öncelikle eğitimden başlar. Aile eğitimi, okul eğitimi; daha ilk okul 1. Sınıftan itibaren insanlar arasındaki bağı kuvvetlendirecek, rekabet ortamını kaldıracak sevgi, saygı ve hoşgörü duygusu aşılanmaya çalışılması lazım.  Etnik, kültürel, din, dil, ırk ayrımından uzaklaşıp kucaklayıcı bir eğitim sistemi oluşturulmalı. Matematik, coğrafya, yabancı dil, tarih veya hangi ders olursa olsun bir insan bunlardan bir kaçını bilmeden bile hayatını sürdürebilir. Ama toplum da hoşgörüsüz, saygısız, sevgisiz yaşamak çok zor. Çünkü toplum huzurunu bozar ve sonuçlarını çok ağır olur. Bu ağırlığı toplum olarak çok net ve açık bir şekilde görüyoruz. Eğitim sistemini oturunca diğer bir unsur olan ekonomik ferahlık. Ülkemizde  geçim sıkıntısı çekmeyen neredeyse hiç kimse yok devlet memurları dahil ay sonunu zor getiriyor. en düşük asgari ücret ile çalışan insanların temel yaşam ihtiyacı olan giderleri hesapladığın zaman maaşından geriye hiçbir şey kalmıyor. Adaletli gelir dağılımı ile ekonomik ferahlık elde eden kendisine ve ailesine zaman ayırın mutlu olan insanlar şiddet den kaçınır.

 
Peki her şeyi yaptık hala şiddet eylemleri devam ediyorsa yapılması gereken nedir diye soracak olursak. Radikal kararlar almak ile çözülür. Şiddetin kadını, erkeği, hayvanı olmaz. Şiddet kime yapılırsa yapılsın şiddettir. Eğer toplumsal eşitliği sağlamak istiyorsak ortak sorunlar olan sadece kadını veya sadece erkeği rahatsız edecek sorunlar değil de toplum olarak rahatsız olan konularda ortak yasa, adalet ve hukuk sistemi olması kaçınılmaz. Örneğin şiddet konusu hayatın her alanında kadın, erkek, çocuk, hayvan, her canlıya uygulanan şiddeti kadına şiddet, hayvana şiddet, erkeğe şiddet diye ayrıştırmak toplumsal eşitliğe aykırı değil mi? Hukuk sistemi koymuş olduğu yasalar, kararları radikal bir şekilde uygulamak zorunda. Takım giyip kravat taktı diye iyi hal indirimi olması mümkün değil. Ortada  bir suç varsa bunu çözmek yargının görevidir. Yargı siyasallaşmamalı bağımsız olmalı herkese adaleti adaletli bir şekilde dağıtmalı. Çünkü adalet herkese bir gün lazım olacak. Kırsal kesimler daha iyi bilir orman yasaları vardır ormanda yasal olmayan bir şey yaptığın zaman hiçbir şekilde ne tavizi vardır nede esnetilmesi. Yargının, hukukun da işleyişi bu şekilde olması gerek.  Biz toplum olarak ne kadar tepki göstersek de yasalar çıkarıp anlaşmalar imzalasak da yargı sisteminde gevşeklik olduğu sürece bu şiddetin önüne geçmemiz mümkün değil. Örneğin bu günlerde İstanbul anlaşmasından geri çekildi. sözleşmeden öncede şiddetin önüne geçilemiyordu. Sözleşme zamanında da önüne geçilemedi. Sözleşmeden vazgeçildiğinde de değişen pek bir şey olmuyor. Çünkü baştan beri belirtmiş olduğum eğitim sistemindeki değişiklik, ekonomik rahatlama ve yargı sistemindeki gevşeklik düzelmedikten sonra şiddetin önüne geçmemiz mümkün değil.

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum