Hasan Tülkay

Hasan Tülkay

Kitap Gibi [email protected]

CEMİL MERİÇ İLE SOHBETLER'DEN İŞARETLİ CÜMLELER

13 Ekim 2021 - 22:19

 “Türkoloji kelimesinden daha yüz kızartıcı bir kelime yoktur. Ruslar çıkarmıştır bu kelimeyi, ölü milletler için. Sümeroloji gibi. Bu kelime, Türk medeniyetini paranteze almak demektir. Bu müthiş yalanı bize de kabul ettirdiler. Türkoloji, Osmanlı’yı paranteze alan, âtıl bırakan bir kelimedir. Neden bir Frankoloji yok da Türkoloji var? Biz ölü müyüz? Ruslar ve Batılılar sırf bizi, yâni Osmanlı’yı dikkatlerden uzaklaştırmak için bu kelimeyi icat etmişler. Yazdım bu kelimeyi. Hâlâ kullanıyorlar.” (Cemil Meriç, 10 Kasım 1976)
“Kendi dilimizi, tarihimizi tetkik etmek için illâ milletler arası bir dile mi ihtiyaç var? Türk ve loji kelimeleri nasıl çiftleşir? Türk Türk’ün, loji Rum’un.” (Cemil Meriç, 12 Aralık 1976)
“Tenkidin olması için ortak ölçülerin olması lâzım. Tenkitçi belli ölçülere dayanarak konuşur. Cemiyette ölçü yoksa tenkit de yapılamaz. Ortak şuur. Tenkit, güzele, doğruya davettir. Bugün bütün Türkiye’ye birden seslenen bir yayın ve insan yok. Ölçü buhranı var. Yapılan her şey karanlıkta bir birine gülümsemekten ibâret.” (Cemil Meriç, 10 Kasım 1976)
“Türk, Selçuklu ile Türk’tür. Şuur ve idrâkin yükselişi İslâma geldikten sonradır. Ondan evvelki Türk târihi çocukluk devresidir.”
“Kafka kadar âdî bir adam gelmedi edebiyata. Pis âdî. Îmânını kaybetmiş, pısırık, ezik bir adam.”
“İmparatorluk kelimesi hazin ve nankör bir kelime. İmperyum, sömürüye ve tahakküme dayanır. Osmanlı, Devlet-i Aliyye’dir. Batılının anladığı mânâda sömürücü değildir.” (Cemil Meriç, 10 Kasım 1976)
“Yobazlık kelimelerden korkmaktır. Sosyalizm, insanın insanı istismar etmemesi, emeğin değerlendirilmesi, emeğin eserine göre mükâfatlandırılmasıdır. Elbette kendimize has bir sosyalizm olacak. Millî hasletlerimizle çelişmeyen bir düzen.” (Cemil Meriç, 10 Kasım 1976)

“En kötü şey riyakârlıktır. Sosyalizm ıstırâbın çığlığıdır. Ferdiyetçilik, liberalizm burjuvazinin malıdır. Osmanlı ümmettir. Fert yoktur. En âdil idare.” (Cemil Meriç, 10 Kasım 1976)

“Düşüncenin ilk şartı her düşünceye saygıdır. Evvelâ bileceğiz, hakikate varacağız ve sonra düşüneceğiz.” (Cemil Meriç, 10 Kasım 1976)
“Osmanlı’da felsefe yoktur. İslâm cemiyetinde felsefe yoktur aslında. Felsefesi ancak vahiydir İslâm cemiyetinin. Felsefenin mevzuu, ruh, madde, iman; İslâmiyet bunu baştan halletmiştir. Felsefe şüpheyle doğar. Batı’da felsefe vardı da ne oldu? Neyi halletti?” (Cemil Meriç, 10 Kasım 1976)
“Benim için önemli olan rejim değildir, ister komünizm, ister faşizm, ister diktatörlük olsun. Bence hepsi bir. Mühim olan dürüstlüktür, namuslu olmaktır.” (Cemil Meriç, 23 Kasım 1976)
“Zaafları olan bir insandır Tanpınar. Batı’yı bilir. Doğu bilgisi ise dekoratiftir, plâstiktir. Renan dahi bir cami karşısında ürperir. Ki Tanpınar’ın Ali Milânî Sultanahmet Camii penceresinden içeri bakarken ağladığını görmüş. Tanpınar içine giremez camiin.” (Cemil Meriç, 5 Aralık 1976)
“Metafizik, îmânla inkârın arasında bocalayan insanın  çırpındığı, sallandığı, sürüklendiği bir sahadır. Necib (Fazıl) yazdı: “Edebiyatımızda metafizik ürperti yok” dedi. Canım niye olsun? Metafizik, Aristo’dan, Heraklitus’tan beri hiçbir şüpheye cevap vermemiştir. Kapalı kapıyı tekrar açmaya ne lüzum var. (…) bunlar metafizik ürperti diye tutturmuşlar. Ben Batı’nın bütün filozoflarını okudum. Beni hiç biri, hiçbir zaman imana götürmedi. Voltaire, “metafizik inanmayanların meydanıdır”der. Ben Allah’ı Spinoza’dan mı öğreneceğim?” (Cemil Meriç, 5 Aralık 1976)
“Cemiyet bugün şirâzesinden çıkmıştır. Ancak büyük bir sarsıntıyla tekrar yerine oturabilir. Bugünküne cemiyet bile denemez, ancak güruh olabilir.” (Cemil Meriç, 12 Aralık 1976)
“Peyami (Safa) fetret devrinde yetişen bir gazeteci. Düşünen bir insandır, çünkü ıstırap çekmektedir. Gazeteci, fakat ıstırap dolu. Ötekiler bahtiyardırlar, rejimle de bağdaşmışlardır. Peyami rejime kur yapar fakat rejimle bağdaşmaz. Peyami’nin kalan tarafları romanlarıdır. Peyami’yi ve başka insanları bütün tezatlarıyla, zaaflarıyla,insanlığıyla, küçüklükleri ve büyüklükleriyle ele almak lâzım.” (Cemil Meriç, 22 Aralık 1976)
“Türkçülüğün mümessillerinin hemen hepsi gayrı Türk’tür. Meselâ Ahmet Vefik Paşa’nın anası Rumdur. Şemseddin Sâmî halis Arnavuttur.” (Cemil Meriç, 22 Aralık 1976)

“Biz ordu milletiz. Ordu yoksa millet de yoktur.” (Cemil Meriç, 22 Aralık 1976)

“İnsan-ı Kâmil’in romanı yoktur, roman kavganın mahsûlüdür. İnsan-ı Kâmil’in dünyasında kavga olmadığı için onun romanı yazılmaz. O sâdece yol gösterir, irşat eder, yanar ve yakar. Aşk ve vecd kaynağıdır.” (Cemil Meriç, 22 Aralık 1976)
“Atsız, karısı ile ölümünden bir ay evvel mahkeme kararı ile ayrıldı. Karısı, Kaplan’ın (Mehmet) karısı ile kardeştir. Kaplan’la bacanaktı Atsız, 1905 doğumludur. Necdet Sançar 1910 doğumludur. Atsız’ın karısı 16 senedir Almanya’da, arada bir gelip gidiyor. Burada, Maltepe’den arazi aldı, ev yaptırıyor, 32 dairelik. Yağmur ve Buğra diye iki oğlu var. Atsız “Benim oğullarım işte öyle, ama ana tarafından” derdi. Yağmur mülkiye, Buğra Türkoloji tahsili yaptılar Almanya’da. Atsız, Necdet Sançar için mezar taşı yazdırdı. Atsız, Bana 16 senedir bakmadı, bundan sonra ben hanımı neyapayım” dedi. Bedriye hanım Almanya’ya gitti. Atsız Bedriye’den neler çekti neler. Maltepe’de kötü bir evi vardı. Rutubet, soğuk. Her gün çay, peynir. Fakat muazzam bir kütüphanesi vardır. Şimdi duruyor.” (Cemil Meriç, 6 Ocak 1977) (Sahi Atsız hocanın kütüphanesi ne oldu acaba? Akibeti hakkında bilgisi olan var mı?)
“Tekkeler sevgi ocağı idi. Rejimle bağdaşamazdı elbette. Kapatılmazlarsa o rejimi yıkardı.” (Cemil Meriç, 26 Ocak 1977)
“Kafka kadar âdî bir adam gelmedi edebiyata. Pis âdî. Îmanını kaybetmiş, pısırık, ezik bir adam.” (Cemil Meriç, 2 Şubat 1977)
“Kimse sevgiden söz etmiyor. Herkes bir kin kışkırtıcısı. Hele şu zamanda her şeyden çok birleşmeye ve sevmeye muhtacız.” (Cemil Meriç, 4 Şubat 1977)
“İnsan iman demektir. Allah inancı kaldırılırsa, bütün mukaddesler iflâs eder. (….) Buhran çağlarında güneşin batmadığını göstermek için bazı adamlar çıkıyor. Said-i Nursî gibi.” (Cemil Meriç, 4 Şubat 1977)
“1954’te gözlerimi kaybettim. O zamandan beri hem kütüphanemi kurdum, hem çocuklarımı yetiştirdim. Kütüphanemi on milyona kuramazsınız. Çok iyi okuyucuydum. Gözlerimi kaybettikten sonra îmânım kalmadı.” (Cemil Meriç, 4 Şubat 1977

“Mehmed Akif bence şâir bile değildir. Birtakım fikirleri, sözleri manzum söylemiştir, o kadar. Akif, kuvvetli bir nasir de değildir. Zaten Akif bir vaizdir. İyi bir hatiptir.” Cemil Meriç, 14 Mart 1977)

“Türkiye’de gençlik iki kaynaklı. Biri tamamen karanlıktan geliyor. Ülkücüler. Ülkücü hareket tamamen haklı ve yerli. Bir nefis müdafaası ve aksülamel. Korkum, bâzı tahriklerin bu hareketi saptırmaları. Bunların hepsi fakir aile çocukları.” “Diğerleri solcular. Her biri burjuva ve kapitalist çocuğu. Ülkücülere nispetle bir avantajları var; Batı’yı bilmeleri. Onlar da Şarklı, gördüklerini nasslaştırıyorlar hemen.” “Aslında solculuk da ülkücülük de Atatürkçülüğün devamı. İkisi de Kemalist kaynaklı. Kafalarından istibdadı silmek gerek.” (Cemil Meriç, 22 Nisan 1977)
Türk fikir hayatında tesiri olan adamların hepsi yabancı mektep mezunudurlar. -Cemil Meriç 16 Haziran 1977
"Necib (NFK) ilmîliğe özendiğinde saçmalar, kusulacak gibidir. Sanatta tatlıdır. O ve Ben kitabı Bâb-ı Âlî'den çok daha mühim psikiyatri bakımından. Büyük bir çılgın Necib, Türkçe bilen, büyük bir çılgın." Cemil Meriç 22 Mayıs 1977
"Felsefe ferdîdir, halk felsefesi olmaz. Halkın düşüncesi olur." Cemil Meriç 10 Haziran 1977
"Ben 20 yaşımda intihara karar verdim. Çektim tabancayı patlamadı. İkinci defa toprağa sıktım, patladı. O zaman, daha sonra böyle bir hürriyetin sahibi olarak yaşadım. (.....) Demek cesaretim o kadarmış. Ondan sonra bu cesareti bulamadım." - Cemil Meriç 16 Haziran 1977
"Kapitalizm endüstrileşme...insanın insanlıktan çıkmasıdır." Cemil Meriç, 4 Temmuz 1977
"Devlet adamının iki vasfı var: Temkin ve vakar. İkisini de kaybettik. Bu kadar büyük bir milletin çocuğu bu duruma düşsün, inanılacak gibi değil." Cemil Meriç 4 Temmuz 1977
"Millet o kadar za'fa uğramış ki, Ecevit gibi bir adamı bile sevebiliyor. Demek ki, lideri sevmek, inanmak bir ihtiyaç." Cemil Meriç 6 Temmuz 1977
"Felsefe,karanlık bir odada olmayan bir kara kediyi yakalamaya çalışmaktır." Cemil Meriç 21 Temmuz 1977
"Mustafa Kemâl ölünce ben bile şiir yazmıştım. Kemalizm bir büyüydü. Fakat ölümle bu büyü bozuldu. Aydınlar tabii olarak Marksist oldular." -Cemil Meriç, 26 Temmuz 1977
Şu cümleler de Hasan Hüseyin Öz arkadaşımızın Cemil Meriç’ten seçtikleri:
*Zıt fikirlere kulaklarımızı tıkamak, kendimizi hataya mahkûm etmek değil midir?
 *Büyük yazar içinden gelen sesi olduğu gibi haykırandır. Kelimeleri kullanırken avamın hoşuna gidip gitmeyeceğini düşünmez."
 *Güneş ülkeleri aydınlatır, sözler milleti.
 *İzm'ler idrakimize giydirilen deli gömlekleridir.
 *Tefekkür Vuzuhla başlar,kurtuluş şuurla.
 *Her büyük adam kucağında yaşadığı cemiyetin üvey evladıdır.
 *Türk aydını yangından kaçar gibi uzaklaşıyor memleketten. Hayır kirlettiği bir odadan kaçar gibi.
*2005’te 2.baskısı yapılan bu kitap âmâ() Cemil Meriç’in  okuma-yazmalarına Ötüken Yayınevi adına yardımcı olan Halil Açıkgöz’ün tuttuğu konuşma notlarından.. Vaktim olsa daha pek çok işaretli cümleler aktarmak isterdim. Beğenirsiniz, beğenmezsiniz; Cemil Meriç okuyan, düşünen, yazan, ÜSLÛP SAHİBİ bir adam.. Bence O’nun esas dikkate alınması gereken yönü, ansiklopedik bilgileri iyi hıfz’edip yoğurmasından ziyade, ifade kudreti… Türkçeye adeta yeni bir ses, soluk getirmiş, bazen bir cümle ile koskoca bir kitabın hülâsa edilebileceğini göstermiştir. Konuşmaları da yazısına yakın güzel bir üslûp özelliği yansıtıyor. Müslümanca mı öldü, imansız mı gitti; bilemeyiz; hesabını öte tarafta versin… Biz O’nu hakikat savdalısı bir Türkçe üslûp dehâsı olarak saygıyla, minnetle anıyoruz.
(*)görme özürlü, kör
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum