Hasan Tülkay

Hasan Tülkay

Kitap Gibi [email protected]

NE KADAR YÜKSEKTEN ATARSAN O KADAR BÜYÜK ADAMSIN

19 Ekim 2021 - 22:15

-Saat kaç?
-25’i 143 geçiyor..
Büyük adamsınız..
-Saat kaç?
-256’yı 3987 geçiyor..
-Üstadım, doğru mu saatiniz?
-Ne demek doğru mu? Evet saat tam 256’yı 3987 geçiyor.İsterseniz sizin anlayacağınız şekilde söyleyeyim:
Saat  tamı tamamına 257’ye 2113 var.
 Bu saati özel olarak İsviçre’den aldım ki, değil saniye, salise bile şaşmaz.
 Şimdi çok büyük adamsınız.
 Bu nükte Kayserili Ahmet Kaplan abiye ait.. Palavra bile sayılamayacak, hoş fakat boş lâflarla itibar kaydedenlerin durumunu anlatıyor.
 Millet bilmediğine, anlamadığına, makama, rozete, gösterişe hayrandır. Bu aptalca hayranlık da uyanıkların sermayesidir.
Usta bir saz ve türkü yorumcusu, Yozgatlı Durmuş Göç arkadaşımız Halk Eğitimden emekli olduktan sonra mahallemizde bir özel kurs merkezi açtı. Cama yazmış ki:
 “THM repertuar dersi verilir”
 Güzelce “TÜRKÜ ÖĞRETİLİR” yazsa kimse ciddiye almayacak. Halbuki yaptığı iş türkü öğretmek ve çok değerli bir hizmet.. Millî kültürümüze ait değerlerin hiç değilse bir bölümünü korumuş, geliştirmiş, gelecek nesillere taşımış oluyorsun.. Alkışlanacak bir iş yaptığın halde, “Türkü öğretilir” demeye çekiniyorsun.. Küçümsenmekten, ciddiye alınmamaktan, müşteri kaybetmekten korkuyorsun.. Haklı olarak..
 Durmuş beyin saati 30’u 86 geçiyor.
 Emekli bir hemşerimi gördüm. “Ne var ne yok, sen boş duramazsın, ne iş yapıyorsun?..” Acar hemşehrim kasıla kasıla “İnsan kaynakları yöneticisiyim” dedi. Anlattı ki; isteyen ailelere dadı, hizmetçi, temizlikçi, bakıcı buluyorlarmış. Bir şirket kurmuşlar, bizimki de şirketin müdürü olmuş.
 Hemşehrim “Dadı, hizmetçi, temizlikçi kadın buluruz” dese dosdoğru, herkesin anlayacağı bir şey söyleyecek.. Fakat bir temizlik şirketi müdürlüğü yerine “İnsan Kaynakları Yöneticisi” olduğun zaman itibarın kat kat artacak.
 Hemşehrimin saati 88’i 394 geçiyor..
 İsmini vermeyelim. Gelen misafirlerine tepeden bakan, meslektaşlarına despot müdürlük taslayan Fransadaki bir eğitim ateşemizi ziyarete gitmiştim. Adamın bir bakışlık, bir kelimelik nezaketi yok. Beni de maiyetindeki öğretmenlerden veya sıradan bir vatandaş yerine koyup yüzüme bakmayacağını farkettiğim için tok bir sesle kendimi tanıttım:
 -Fransa  Türk-Federasyon  Eğitim Müşaviri Hasan Tülkay!..
 Ateşe bey hemen ceketini düğümleyerek ayağa kalktı, elini uzattı, yer gösterdi:
 -Hoş geldiniz efendim!.. Şöyle buyurun!..
 Bizim saat  sadece 25’e  çeyrek var gösteriyordu.
 Bu bile hoşça karşılanmamıza, saygı gösterilmemize yetmişti.
İnsanoğluna makamı ve sıfatı derecesinde saygı göstermek hepimizin zaafı.. Gölgesinden korktuğumuz ya da bir menfaat umduğumuz kişilere gösterdiğimiz saygı, gerçek saygı mıdır?..
 Saatleri çok ileri gösterenler, kendilerini global kurtarıcı gibi görenler veya göstermek isteyenlerdir.
 “Açtım Bush’a telefonu… Bak dedim, yanlış yapıyorsun!.. Bizi dinlemezsen Irak’ta saplandığın bataklıkta boğulacaksın!..”
 Kasaba politikacılarından çok duyduk:
 “Kahvaltıyı Baba ile yaptık.. Bana dedi ki; Yahu gözüm Salih şu karıya git söyle,bu iş gitmez böyle.. Beyefendiden talimatı aldık, öğlen yemeğinde Ana’nın sofrasındaydık..”
 Erzurumlu Tello’nun palavraları gibi, “yalansız hilafsız” dinleyip, gülüp geçmek varken bu adamların da pek çok hayranları bulunur.
 Seçilenler despot, seçenler de korkak kaldıkça daha böyle nice palavrayı gerçekmiş gibi dinleriz…

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum