Hasan Tülkay

Hasan Tülkay

Kitap Gibi [email protected]

ŞAŞIRTICI BİR KİTAP

27 Ekim 2021 - 19:37

Şaşırtıcı olan şu ki; bu kitabı ülkücü gelenekten gelen birisi yazmış: BİR SEFARAD BİLGESİ HALİL BEZMEN MENSUCAT SANTRAL'A NASIL ÇÖKMÜŞLERDİ? Araştırmacı, öğretmen yazar Tuncer Günay'ın son kitabının ilk okuyucularındanım. Evime kadar getirip imzalı takdim edildiği için değil de; genellikle gayrimüslim sermayedarlara soğuk durduğumuz için kitap ilgimi çekti. Kitabı bir solukta okudum desem mübalağa sayılmaz. Okudum ve notlar aldım. Bizim mahalle bu kitaptan dolayı Tuncer hocayı aforoz eder mi diye düşündüm, sordum kendime... Merhum Başbuğ Alparslan Türkeş bile Jak Kamhi'nin başkan olduğu 500. Yıl Vakfı'nı desteklediği için amansız tenkidlere maruz kalmıştı.Anlaşıldı ki o vakıf Türk vatandaşı Yahudilerin lobicilik faaliyetlerine kaldıraç olmuş, bilhassa ABD'de Türkiye aleyhtarı birçok yasama girişimlerini önlemişti. Her ne ise konumuz o değil, biz kitaba dönelim:
"Bir Sefarad Bilgesi" tanımlamasına yakışan Halil Bezmen'den birkaç alıntıya dikkat çekmek isterim:
"Ayrıca para kaybetmeyi de öğrendik. Tecrübe en iyi öğretmendir, bunu herkes bilir ama çoğumuzun farkında olmadığı nokta, tecrübenin çok yüksek ücretlerle çalışan bir öğretmen olduğudur."
"Görgü, anne ve babanın öğrettiği davranış tarzıdır. Dünyanın her yerini gezmiş olmak ve zengin bir ülkede okumuş olmak insana bilgi verir, belki de görüş  kazandırır ama görgü vermez... Görgünün sanıldığı gibi zengin olmakla bir ilgisi yoktur. Görgü hikmete giden yolun üzerindedir ve olgunluğumuzla ilgilidir."
"Alaycı gülüş en öldürücü silahlardandır."
"Herşey bir şeye dayanıyorsa, o bir şey yıkılınca herşey yıkılır."
"Kıskanç olmak bir zaaftır; etrafa zarar verir ama, sahibini de ömür boyu mutsuz eder."
"Yirmibirinci yüzyılın en önemli değişimi teknolojik alanlardaki gelişmeler değil ailenin çökmesi olacaktır... Erkeğin, kadının, çocuğun ve yaşlının pozisyonları artık değişmiştir. Geniş aileler dağıldı. Çekirdek aileler de önemini kaybediyor. Sonuç, büyük bir YALNIZLIK oldu."

"Yarım kalmış aşklar galiba aşkların en güzel olanlarıdır."

"Gülünç olmaktan korkmak, azgelişmişliğin tipik bir göstergesidir. Azgelişmişler komik duruma düşmeyi  rezil olmakla aynı boyda bir felâket olarak algılarlarmış."
Mensucat Santral özelinden çıkarak Türkiye'de tekstil sektörünün özet hikayesini, insafsız ve canavarca bir sermayeye çökme çökertme olayını ibret perdeleri halinde okurken arada inci taneleri gibi serpiştirilmiş aforizmatik cümleler de okuyucuya insani bir tad veriyor.
Kitabı okur okumaz yazarıyla da tekrar görüşüp, birinci ağızdan okuyucular için değerlendirmeler aldım. O görüşmemizin özeti:
---Sayın hocam. bize çıkan son kitabınızdan bahseder misiniz? Ne yazdınız, ne anlattınız o kitapta?
                 Tuncer GÜNAY- Tabi ki. Kitabımda öncelikle Türk Tekstil Sanayiinin başlangıcını ve gelişmesini ele aldım. İstiklâl Harbi’nin sona ermesinden sonra, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde, Cumhuriyetin öncü kadroları tarafından başlatılan Millî Sanayi Hamlesi içinde, Dokuma Sanayii’ne hususi bir yer verdim. Türk Dokuma ya da  son yıllarda yerleşen tabiriyle tekstil Sanayii’nin en önde gelen sanayicileri, Bezmen ailesidir. Osmanlı’nın son yıllarına doğru, özellikle İspanya’dan göç eden ve Selanik’e yerleşen Yahudi Kökenli dokumacılardan bahsettim. Bezmen Ailesi bunların en önemli grubudur. 1492 yılında İspanya’da imzalanan El-Hamra Fermanı’ndan sonra tüm yahudiler İspanya ve Portekiz’den çıkarıldılar. Bunlar İngiltere, Kuzey Afrika, Hollanda ve Osmanlı topraklarına dağıldılar. Bezmen Ailesinin ataları önce İtalya’ya geliyorlar. Burada dokuma imalatı ve ticareti ile uğraşıyorlar. Sonra, ticarî hareketlilik ve bereket var diye Osmanlı’nın İstanbul’dan sonra ikinci büyük liman kenti olan Selanik’e geliyorlar. Osmanlı’nın son yıllarına kadar İngiltere dokuma sanayii gruplarıyla temaslı olarak ip, bez, kumaş, pamuklu ticareti yapıyorlar.  Oralarda şubeler açıyorlar. Sonra İstanbul’a göç ederek Kazlıçeşme’de Mensucat Santral’ın temellerini atıyorlar. Kitabımda Mensucat Santral’ın yaklaşık 100 yıllık sanayi serüvenini ve Halil Bezmen’e nasıl çökülerek mahvedildiğini yazdım.
----Mensucat Santral Nasıl battı? Kitabınızda bunun serüveninden de bahsetmişsiniz.
                  Tuncer GÜNAY- Mensucat Santral Holding, çok talihsiz bir sanayi grubudur. Grubun son patronu olan Halil Bezmen’in yaşadığı feci olaylar ve ona yaşatılan kötülükler, bu ülkede başka hiçbir sanayiciye yaşatılmamıştır. Mensucat Santral, 1929 yılında, Halil Bezmen’in baba tarafından dedesi olan Halil Ali Ağa tarafından kurulmuştur. Cumhuriyet yönetiminin sanayicileri destekleme programından yararlanarak, Yahudi ortakları Taranto ve Behar aileleriyle birlikte bu fabrikayı kurdular. Fabrika kurulur kurulmaz birçok talihsizlik yaşadı.  Bir yangın geçirerek kurulduğu yıl battı. Fabrikaya yurtdışından makine getirenler, Bezmenlere büyük kazıklar attılar. Modası geçmiş, laçkalaşmış, masraf çıkaran makineleri getirerek vurgun yapmışlardır.
Mensucat Santral batmamıştır. Mensucat Santral, aileye ve fabrikalara çökülerek  batırılmıştır.… Mensucat Santral’ın sahiblerine, sonradan Bezmen soyadını alacak olan Halil Ali Bezmen ve oğlu Fuad Bezmen’e, 1942 yılında CHP yönetimi, Varlık Vergisi çıkararak çökmüştür. Zamanın en güçlü sanayici ailesi olan Bezmenlere, vergi memurları salınarak fabrika çökertilmiştir. Daha sonraki yıllarda, özellikle Fuad Bezmen’in gayretleriyle fabrika ayağa kalkmış ve Türk Tekstil Sanayii’nin en büyük lokomotifi ve lideri olmuştur. 1975 yılında, fabrikanın başına Fuad Bezmen’in İsviçre’de ortaokul, lise ve mühendislik okuyan oğlu Halil Bezmen geçmiştir. Halil Bezmen fabrikanın başına geçtiğinde, fabrika yenilmeyen ve geri kalan teknoloji yüzünden piyasadaki liderliğini başka gruplara kaptırmış, modern teknolojiyi yakalayan veya getiren rakip firmalar, piyasada Bezmenlerin hakimiyetini sona erdirmişlerdir. Özellikle Adana ve Bursa’da dişli rakip firmalar çıkmıştır.
 
1978-79 ve 1980 yılları, Mensucat Santral için çok zor geçmiştir. Çünkü fabrikalarda faaliyet gösteren aşırı sol ve yıkıcı örgüt ve sendikalar, üretim araçlarını ve mesai ortamını ele geçirmişler, üretimi düşürmüşler, grevler yaparak fabrikaları çalışamaz hale getirmişlerdir. Bu süreç Mensucat Santral’ın çökmesinde en önemli merhaledir. Daha sonra 12 Eylül cuntacıları Bezmenlere çöküyorlar. Sahte ihbarlarla, maliye memurlarını şirkete çullandırıyorlar. Bezmenler günlerce gözaltında kalıyor. Tüm bunlar ailenin itibarına ve fabrikaların işleyişine ve ticaret gücüne çok ağır zararlar veriyor.

         1990’larda Bezmenlerin  Rabak, Koruma ve Sanko adlı gruplarına göz diken yağmacı, talancı çıkar grupları, bazı medya patronları, bazı siyasetçiler ve onların ortak oldukları bankalar, borçları bahane ederek, ödeme zamanı gelmeyen borçlar üzerinden Mensucat Santral’a çöktüler. Holdingi icra yoluyla paramparça ettiler. Halil Bezmen’e husumeti  ve kıskançlığı olan Bezmenler içinde bazı aile bireyleri, tetikçi televizyon ve gazetecilerle işbirliği yaparak Halil Bezmen’i parçaladılar. İSKİ Klor Yolsuzluğu Davası icat edilerek, Amerika’ya eski eser ve tablo kaçırıyor denilerek  Halil Bezmen’i kamuoyu önünde hırsız, ahlaksız imajıyla sundular. Oysa Halil Bezmen bunların hepsinden beraat etmiştir.
          Velhasılı kelam, Halil Bezmen 1994 Ekim’inde  medya ve yargı linçinden kurtulabilmek için yurtdışına kaçar. 1994’te Mensucat Santral’ın bütün birikimleri, fabrikaları icra dairelerinde kelepir fiyatlarla yağmalanır, talan edilir. Devrimci ve yenilikçi bir sanayici olan Halil Bezmen’in  şerefi, namusu, icra dairelerinde ve gazete mutfaklarında imha edilir. Bezmenler Tekstil piyasasından çekilmek zorunda bırakıldıktan sonra, genel olarak Türk Tekstil Sanayii de zayıflar. Eski şanlı ve pırıltılı günleri mazi olur. Piyasalara Çin ve Hindistan’ın berbat, bol kimyasallı ve zehirli tekstil mamülleri egemen olur.
          -----Sansasyonel Habercilik takıntısı olan kendini çok beğenmiş, ulusalcı bir gazeteci, o yıllarda Halil Bezmen’i adeta linç ettiren yayınlar yapıyordu. Hatta o gazeteci o kadar saldırganlaşmıştı ki, okyanus ötesine geçerek, orada Bezmenlerin evine gidiyor, özel mülkiyet alanına girerek, pencerelerden gizli çekimler yapıyor, ailenin bahçıvanını mikrofonla ağır yaraladığı için tutuklanıyordu. Peki o gazetecinin yazdığı  ve haber yaptığı gibi, Halil Bezmen gerçekten tarihi eser ve tablo kaçakçılığı yapmış mıdır?
Tuncer Günay -Hayır yapmamıştır. Zira o gazeteci, gümrükte, kanuna aykırı olarak, özel mülkiyet kapsamındaki bir konteyner’i polise açtırıyor, ve içindeki tablo ve antikaların çekimini yapıyor. Ancak 10 yıl süren dava sonunda, o eser ve tabloların hiçbirinin kaçak ve kanunsuz olmadığı anlaşılıyor, el konulan herşey Halil Bezmen’e eksiksiz iade ediliyor.
-----Mensucat Santral batarken, baba Fuad Bezmen, oğlu Halil Bezmen aleyhinde, çok sert bir üslupla birçok gazeteciye ve televizyona demeçler veriyor, oğlunu hırsızlıkla, sorumsuzlukla suçluyor, hatta oğlumu ancak intihar etmek kurtarır diyordu? Baba Fuad Bezmen oğluna küs olarak öldü. Ne diyorsunuz bunlara…
 
Tuncer GÜNAY- Pek çoğu ailenin özel mahrem alanına giren iddialar ve konuşmalar. Ben bunlar hakkında bir şey demeyeceğim. Çünkü kitabımda yazdım. Kim neyi merak ediyorsa kitabımı okusunlar.

Kitaba birkaç eleştiri notu: Bezmen'in Kudüs'e kaçışını İslâmi literatürde bir dinî bir anlam da kazanan "Hicret" kelimesi ile tanımlamak doğru değil...
Varlık Vergisi uygulaması pek çok haksızca gayrı insanî yağmaya, talana, sermayenin el değiştirmesine, özellikle azınlık ailelerin dağılma facialarına sebep olmuştur. Doğrudur. Fakat bir de şu pencereden bakalım: Müslüman Türkler yeni Türk devletinin kuruluş ve kurtuluş bedelini İstiklâl harbimizde cephede kanlarıyla, canlarıyla ödediler. Sermayedar gayrımüslim vatandaşlarımız da Tekâlif-i Milliye borçlarını gecikmeli olarak böyle ödediler...
En doğru hükmü aklıyla vicdanıyla okuyan okuyucular versin.
Not: Yazar Tuncer Günay arkadaşımız bu yazı yayınlandığı gün muhtemelen Kalp Damar Cerrahisi bypas ameliyatından çıkmış ve belki henüz yoğun bakım servisinde olacaktır. Yıllardır Lenfomaya direnen Tuncer beğin bu operasyondan da kalp sağlığını güvenceye alarak çıkacağını ümid eder, acil şifalar dileriz.
Hasan Tülkay 26 Ekim 2021 Salı / Antalya
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum