Hasan Tülkay

Hasan Tülkay

Kitap Gibi [email protected]

ZEYNEPLER TÜRKÜLERİNİ UNUTMASIN...

23 Aralık 2021 - 23:08

TÜRKLER HER YERDE…

            Yama gibi sırıtsa da Türkler Fransa’da toplumun bir parçası olmuşlar. Gittiğimiz her yerde camiler, dernekler, Türk lokantaları, mobilya mağazaları, Türk bakkalları, kasaplar, fırıncılar.. Berber, manav, telefoncu, gazeteci, kahvehaneler, emlakçılar, oto tamircileri, çilingirler hemen dikkat çekenler. Az da olsa okuyan ve öğretmen, avukat, doktor, muhasebeci, banka müdürü, eczacı, psikolog olanlar bile var. İnşaat sektöründe ise neredeyse bir numarayız.

 

KENDİ AYAĞIMIZA BASIYORUZ…

İnşaatta kendi kendimize yaptığımız haksız rekabet de olmasa, bizimkiler çok daha iyi para kazanacaklar. Konfeksiyonda yaşananlardan ders alıp, artık bizimkiler kendi kendilerini çelmeleyen anlamsız fiyat kırma yarışını terk etmeli. Konfeksiyonda işlerin kötüye gitmesi böyle başlamadı mı? Yıllarca Yahudilere markalı malları ucuz ucuz diktiniz, Çinliler de sektöre girince mecburen çekip gittiniz…

 

CEMİYET HABERLERİNDE BİLE VARIZ..

Fransa TÜRK-FEDERASYON eski Genel Başkan Yardımcısı Ömer Bekar’la birlikte, geçen hafta Lyon ve çevresindeki teşkilatlarımızı ziyaret ettik. Uğradığımız her yerde; (Lyon, Grenoble, Trévoux, Villefranche, Saint-Etienne, Bourg-en-Bresse, La Verpilliére, Sallanche, Annemasse, Nantua…) Fransız bölge gazetelerine, daha küçük ölçekteki yerel gazetelere baktım. Hemen hemen her gazetede, Türklerle ilgili, önemli-önemsiz haberler var. Hiç değilse bir mahallî futbol takımının oyuncuları arasında, ya da bir okulun sosyal faaliyet haberi içinde bizim çocuklardan birkaç isim geçiyor. Bazen de Türk işyerlerine ait ticarî reklamlar var.

Sadece Saint-Etienne’deki La Tribune-Le Progrés gazetesinde Türklere dair hiçbir iz, nişan göremedim. İçinde Türkçe isim geçen ne bir reklam, ne bir haber göremeyince şaşırmıştım. Çünkü Saint-Etienne büyük bir şehir ve burada azımsanmayacak kadar kalabalık Türk göçmen aileler yaşıyor. Tam gazeteyi elimden bırakırken, “Etat-Civil” sayfasında, “Dünyaya Gelenler” köşesinde bir Türk kızının doğum ilânını gördüm:

“AÇIKGÖZ, Zeynep-11 Rue Jo-Goutteborge a Saint-Etienne”

Fransızlar, hakları olmadığı halde Türk isimlerini kendi alfabelerine uydurarak yazdıkları için “Acikgoz” şeklinde yazılsa da, biz onu yine göz ve söz alışkanlığımızla “Açıkgöz”  okuyoruz.

Gazete 12 Ekim 2005 tarihli.. Demek ki bizim Zeynep’in doğum tarihi, (date de naissance) dün, yani 11 Ekim 2005..

Hoş geldin Zeynep!..

 

ALDI GİTTİ ZEYNEP BENİ…

Bir an hayallere dalıyorum:

Zeynep, ilk kızsa, büyük ihtimâl, babaannesinin adını taşıyor.

İlk kız değilse. anneannenin adı da olabilir.

Zeynep Açıkgöz..

Soyadı da güzelmiş.. Acaba tabiatı da soyadına benzer mi?

Hele adı; bana anamı, karımı, bacılarımı, gelinlerimizi, öğrencilerimi.. kısaca memleketimi hatırlatacak kadar güzel!

Zeynep; peygamber hanımlarından birisi olduğuna göre Arapça bir isim. Bugüne kadar anlamını hiç düşünmemiştim ya, galiba ziynetle alâkalı.. Değerli taş, süs ya da süsleme gibi bişey olsa gerek.

 (Google’dan girip baktım, Arapça okumadığım halde hakikaten doğru tahmin etmişim.Bir yerde aynen şöyle açıklanmış: “1.Değerli taşlar, mücevherler 2.Süs, bezek)

Anlamını bilmesek de, düşünmesek de onu öyle benimsemişiz ki; artık en yerli, geleneksel isimlerimizden biri olmuş..

Zeynep..

 Zeynep..

Söylerken sanki ciğerlerinize Toros yaylalarından bir nefes çekmiş gibi içinize, gönlünüze ferahlık veriyor.

Geçen yıl televizyonda (TRT’de) Aliş ile Zeynep’i izlemiştik. Batı Trakya’da yaşanan ve efsane gibi yaşayan ölümsüz bir aşk hikayesi..

 

ZEYNEP’İN TÜRKÜSÜ…

ZEYNEPLERİN KADERİ…

“Zeynep”li bir türkü çalınıyor kulağıma:

 

Zeynep’im, Zeynep’im, allı Zeynep’im

Beş köyün içinde şanlı Zeynep’im

 

Zeynep, Türk ana-babadan Fransız evlât olarak dünyaya geldi. Bugün-yarın milliyetini resmen Fransız kabul eden vatandaşlık belgesi verilecek. Zeynep Fransa’da bir hastanede, Fransız vatandaşı olarak gözlerini dünyaya açıyor..

Acaba Zeynep büyüyünce kendi türküsünü duyacak, bilecek mi?!.

Yoksa bizim gönül tellerimizi titreten bu türküyü işitse de duymayacak mı? Türküsünü hissetmeyen Zeynep.. Düşünmek akla zarar.

Zeynep bu güzellik var mı soyunda

Elvan elvan güller biter bağında

Arife gününde bayram ayında

 

Zeynep’im, Zeynep’im, allı Zeynep’im

Beş köyün içinde şanlı Zeynep’im

 

Zeynep, gelinlik çağına geldiğinde, bu güzelliğin soyundan geldiğini fark edecek mi acaba?

 

Zeynep’e yaptırdım altından tarak,

Tara zülüflerin bir yana bırak

Zeynep’e gidemem yollar pek ırak

 

Zeynep’im, Zeynep’im, allı Zeynep’im

Beş köyün içinde şanlı Zeynep’im

 

diyerek içini çekecek, hasretinden efkâr basınca da bir acı tütün yakacak kara-yağız bir delikanlı aşığı olacak mı Zeynep’in?!..

         (Ulan Hasan Hoca, ne kadar çağdışı kalmışsın be oğlum.Bu internet çağında MSN var, SKYPE var, webcam var; sen de yirmi sene sonraki aşık delikanlıya hasretlik çektiriyorsun, dertli dertli Zeynep türküsü çığırttırıyorsun..)

 

         “Söğüdün yaprağı narindir narin

         İçerim yanıyor, dışarım serin

         Zeynep’i ettiler bu hafta gelin

 

Zeynep’im, Zeynep’im, allı Zeynep’im

Beş köyün içinde şanlı Zeynep’im

 

ENDİŞELİYİZ..

Korkuyoruz:

Zeynep bu türküyü ya hiç duymazsa..

Duysa da anlamazsa, dinlemezse..

Dinleyip de inlemezse..

Zeynep’in türküsü Zeynep’e yabancı gelirse, Zeynep de bize yabancı gelir..

Zeynep Açıkgöz..

Annesi, babası Ispartalı, Afyonlu, Yozgatlı, velhasıl Anadolu’nun herhangi bir köşesinden olabilir. Fransa  onların ikinci vatanı. Zeynep’in ise ata vatanı Türkiye de olsa, esas vatanı burası, Fransa..

Bu gerçeği bileceğiz.

Bu gerçeği kabulleneceğiz..

Ona göre de bu ülkede, bu ülkenin vatandaşı olarak, fakat köklerinden kopmadan yaşamanın çaresine bakacağız!

Zeynep türküleriyle büyüyen Zeynepler..

Ayşe türküleriyle uyuyan, büyüyen Ayşeler..

İşte gerçek eğitim bu..

Daha beşikte, ana kucağında, baba ocağında..

Bebeklikten başlayacak her şey..

Acaba bu bilinçte kaç aile var?.

 

MİTTERAND DESE DE DEMESE DE…

Fransa TÜRK-FEDERASYON’un faaliyetlerini bu noktada takdirle karşılamak lâzım. Arkadaşlar işin sadece Kur’an öğretmekle bitmediğini görmüşler. Derneklere sadece imam değil; yurt dışı deneyimi olan ve eğitim işine gönül vermiş  öğretmenler de getiriyorlar Türkiye’den..

Vatandaşlar arasında eski Cumhurbaşkanı Mitterand’a mal edilen şöyle bir rivayet yaygın.. Mitterand diyesiymiş ki:

 

Birinci nesil onların…

İkinci kuşak ortak…

Üçüncü kuşak ise bizim olacak

 

Yani analar babalar Türk..

Çocuklar yarı Türk, yarı Fransız..

Torunlar ise tamamen Fransız..

Mitterand söylese de söylemese de maalesef böyle bir muhtemel tehlike düşünenleri korkutuyor.

 

KORKUYU YENMEK İÇİN…

TÜRK-FEDERASYON bu gerçeği çok iyi görmüş. Bu yüzden de eğitim faaliyetlerine özel önem veriyorlar. Yaz Okulları, kamplar, şölenler, gençlik kurultayları, seminer çalışmaları..hep bu özel önemli soruna çare arayışları..

Benim de burada bulunuş sebebim; bir eğitimci gözüyle bu işleri daha güzel, daha verimli şekilde organize etmek..

Genel Merkez yöneticileri eğitimin ne denli hayatî bir mesele olduğunu biliyorlar. Fakat imkânlar kısıtlı..Fransa çok geniş bir coğrafya.. Ve maalesef, taban, anlayış olarak Genel Merkez’in çok gerisinde.

 

Duamız, dileğimiz, çabamız hep şunun için:

 

Zeynepler Zeynep kalsın…

Zeynepler türkülerini unutmasın..  

                                                                   Hasan TÜLKAY

                                                               19 Ekim 2005- PARİS

 

 

 

Yürekleri Türkiye sevdalı... Gönülleri Türklüğü SARAR kuşatır evlatlar, torunlar da var gurbetin derin yerinde...

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Nazım Numanoğlu
    5 ay önce
    Zeynepler Zeynep kalsın… Zeynep’in türküsü Zeynep’e yabancı gelirse, Zeynep de bize yabancı gelir.. “Birinci nesil onların… İkinci kuşak ortak… Üçüncü kuşak ise bizim olacak” Tüm nesiller bizim olmalı. Hasan Bey yüreğine ve eline sağlık. Teşekkürler.