İnanç Dünyası

İnanç Dünyası

Mide Değil,Kitap ne diyor? [email protected]

KUL HAKKI (müflis-enayi) 2

08 Eylül 2021 - 09:50

Kul hakkı ile yazımıza bir hafta ara verdik çünkü aşure ayı ile ilgili yazının yayınlanmasını arzu ettik. Şimdi kul hakkı ile ilgili yarım kalan kelamları burada neşredelim inşallah. Dinimiz İslam da imandan sonra bir müminin en önem vermesi ve dikkat kesilmesi gereken konu kul hakkıdır. Çünkü imansız kişi cennete giremez bunu hepimiz biliyoruz bir de şu hakikat vardır ki, kul hakkıyla yüzleşmeden ödeşmeden de cennete giremez. Rutin hayatımızda ölümü unuttuğumuz gibi kul hakkını da bir kenara fırlatıp, fırsatçılık, çıkar, menfaat, nefis artık adına ne derseniz deyin düşüncelerle ya görmemezlikten geliyoruz yada gördüğümüzü kendi gözümüzde doğruya çeviriyoruz.
O kadar ince bir konudur ki kişi Allah yolunda şehit düşüp öbür tarafta sualden muaf olsa bile kul hakkı varsa cennete giremeyecektir. Rabbimin merhameti ve bağışlamasın dan kesinlikle kul olarak ümit kesmemek lazım.
“Şehidin borçları dışındaki bütün günahları bağışlanır.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned) Hadiste yer alan “borçları” ifadesi müfessirler tarafından “kul Hakları” olarak açıklanmaktadır. Hak sahiplerinden helallik almamış ve bilahare şehit olmuş kişinin kul hakları dışındaki tüm günahları bağışlanır. İmkânı olmadığı için borçlarını ödeyemeyip şehit olan kişinin borçlarını ise Cenab-ı Hakk’ın üstlenmesi ve hak sahiplerine ödeyerek onu affetmesi ümit edilir. Allah çokça rahmet ve merhamet sahibidir. Bu o şehidin sahih amellerinin kul haklarına karşılık verilmesi ile de olabilir. Şayet sahih amelleri de yoksa o Allah’ın dilemesine kalmıştır. Kaldı ki şehit böyle yav biz beşer kullar olarak neyimize hangi amelimize güvenip kul hakkının içinde yüzüyoruz.

”Kimin yanında kardeşine ait haksız alınmış bir hak varsa, o haksızlıktan dolayı hak sahi­biyle helalleşsin. Kesin olan şu ki, kıyamette hiçbir dinar ve hiçbir gümüş geçerli değildir. Kardeşinin hakkı için kendi sevaplarından alınma­dan evvel, dünyada onunla helalleşsin. Ahirette, zulmeden kişinin o hakkı karşılayacak sevapları bulunmazsa, kardeşinin günahlarından alınır da  zulmedenin üzerine atılır” Buhari, “Kitâbu’r-Rikâk” sen öldükten sonra mezarda cansız bedeninden başka bir şey kalmıyor birilerinin kurumların kuruluşların haklarına tecavüz ederek biriktirdiğin dünya malı öbür tarafta seni kurtarmayacak sana yardımcı olmayacak seni cehennem ateşinden alamayacak.
İnsan olan biraz akıl sahibi herkes bilir Kul hakları, insanların canları, bedenleri, manevi şahsiyetleri, saygınlıkları gibi konulardaki kişilik haklarıyla, mal ve aile fertlerine ilişkin haklarından oluşmakta, bu haklara yönelik ihlallere de “mazlime” ya da bu kelimenin çoğulu olan “mezâlim” denmektedir. (türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi) Hadislerde bu kavram bu manada kullanılmış, İmam Buhârî, mezâlim ile ilgili hadisleri “Kitabü’l-Mezâlim” başlığı altında Sahih Buhârî’de müstakil bir kitapta toplayarak konunun dinimizdeki önemine de işaret etmiştir. Kul hakkı ihlalleri aslında bir zulüm çeşididir. Kuran Kerim’de çeşitli ayeti kerimelerde bu tarz zulümlere muayyen örnekler verilerek dikkat çekilmiştir. Allah Teâlâ, faiz alıp vermeyi, el-Bakara 2/279. yetim mallarının haksız yere yenmesini, en-Nisâ 4/ 10. iman edenlerin, birbirlerinin mallarını aralarında rızasız şekilde batıl yollarla el-Hud 11/113 zulmedenleri asla sevmediğini ayet ve hadislerle kesindir.
Resulullah (sav) Müslümanları, birbirlerinin hakları konusunda şu hadisiyle kapsamlı bir şekilde uyarmıştır: “Sakın zanna yer vermeyin. Zira zan, sözlerin en yalanıdır. İnsanların ayıplarını araştırmayın, insanları gizlice dinlemeyin, rekabet etmeyin, birbirinizi kıskanmayın, birbirinize düşmanlık etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, ey Allah'ın kulları, Allah'ın emrettiği şekilde kardeş olun. Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona ihanet etmez, ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz, onu küçük görmez. Kişiye kötülük olarak, Müslüman kardeşini küçük görmesi yeterlidir. Müslümanın malı, kanı ve onuru diğer Müslümana haramdır.”31 31 Buhârî, “Nikâh”, 46, “Edeb”, 57, Müslim, “Birr”, 28-34
Allah aşkına sadece şu hadsi ele alsak kime ne diyecez diye bakınıp otururuz. Ey Müslüman veya Müslüman gibi yaşamaya çalışan kul. Sana haram olan haktan uzak dur ki sen ve senin neslin bu dünya alemin de Allahın yolundan kopmasın. Bir kişi ben yapmam etmem diyorsa kul hakkından uzağım diyorsa ona bakıp yanlışları doğrumu saymaya başlamış irdelemek lazım. Kalbinin karanlığı ile bir şeyleri göremez hale geldiğini İslam ilmi ışığında yargılamadan gıybet konusu etmeden aktarmak lazım.
Allah Resulü vefatına yakın bir sırada ashabına şöyle hitap etmiştir: “Ey insanlar! Sizden birine vurmuşsam, işte sırtım, gelsin vursun, birinizin malını almışsam, gelsin, hakkını alsın! Kimin onurunu yaraladıysam o da benimkini yaralasın. Sakın hak sahibi, şayet kısas talebinde bulunursam, Resulullah bana darılır diye düşünmesin! Bilmelisiniz ki hakkını isteyene darılmak ve kin tutmak, benim fıtratımda ve ahlakımda yoktur. Benim yanımda en sevimliniz, hakkı varsa gelip benden onu isteyen ve helâl eden kimsedir. Böylece Rabbimin huzuruna, üzerimde hiçbir kul hakkı ihlali olmadan varırım”.(
Beyrut: Dârü'l-Kütübi'l-İlmiyye,) Alın bir önder bir peygamber karşısındaki sahabe biz kimiz onun bize naklettiği yaşamaktan aciz kullar.

Boşanmalar, aile içi şiddet ve huzursuzluk toplumda giderek artan ciddi problemlerin başında gelmektedir. Konuya hukukî çözüm getirme çabalarının yanında, sorunun temeline inme, bu probleme yol açan etkenleri anlayıp buna göre çözümler üretme de önemlidir. Karşılıklı hak ve sorumlulukların tam ve doğru olarak bilinmemesi, hak ihlallerinin hafife alınması, bu konularda gerekli eğitim ve bilinçlendirmenin yapılmaması aile problemlerine yol açmaktadır. “Onda huzur bulup kaynaşasınız diye size kendi nefislerinizden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet kılması da, O’nun delillerindendir. Şüphesiz bunda, düşünebilen kavim için gerçekten deliller vardır.” (er-Rûm 30/21)  Hz. Peygamber (sav), en hayırlı insanların, hanımlarına karşı en iyi davrananlar olduklarını bildirmiştir. Peki Müslüman olmayanın imkansız olduğu bu memlekette ne oluyor neye göre kime göre yaşıyor insan oturup düşünmeli.
Kul hakkının zirvesi ne dersiniz: kamu malında yolsuzluk yapmak toplumun tek tek her ferdinin hakkını ihlal anlamına geldiğinden, telafisi neredeyse imkânsız bir suçtur. Yolsuzluklar, aynı zamanda, ülkelerin kalkınmalarını engelleyen en büyük sebeplerden birisidir. Hz. Peygamber (sav) kamu malından haksız/usulsüz gelir elde eden kişinin, cennete girmeyeceğini, (Ebû Dâvûd, “Harâc”,) kibir, ganimet malına hıyanet ve borçtan uzak olarak ölen bir kişinin ise cennete girebileceğini bildirmiştir.  Kamu malı olmaları nedeniyle Hz. Peygamber, ganimet mallarının geçici bir süre kullanılarak yıpranmasına ve zarar görmesine sebep olunmasını yasaklamıştır (Ebû Dâvud, “Cihâd”, 131).
Bir kamu çalışanı maaşının dışında hiçbir haksız gelir sağlamamalıdır. Bu bağlamda, şu iki hadis önemlidir: “Sizden kimi bir iş için başa getirirsek iğne kadar veya daha düşük şeyi dahi bizden gizlerse bu bir yolsuzluktur. Kıyamet günü onunla gelecek ve onunla rezil olacaktır.”( Müslim, “İmâre”, 24.) ve “Kimi memur yaparsak kendisine eş edinsin. Hizmetçisi yoksa bir de hizmetçi alsın. Evi yoksa ev alsın. Ancak bunun dışında başka şeyler alırsa, bu kimse haindir, hırsızdır.”( Ebû Dâvûd, “Harâc”, 10)
Sözün özü her türlü kul hakkından uzak durun . Kul hakkına girmişseniz onunla öbür tarafa gitmeyin.
Eğer ki siz kamu hakkına girmişseniz ömrünüzün kalanını Allaha adamanız lazım ki Mevla’nın merhametine nail olmadan cennet yüzü o kişiye haramdır.



 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum