Mehmet Yaprak

Mehmet Yaprak

[email protected]

BUYURUN NERESİNİ DÜZELTECEKSENİZ

07 Ocak 2022 - 22:24

Muhalefet partileri bir “güçlendirilmiş parlamenter sistem” tutturdular gidiyor.

Bugüne kadar birkaç basit düzenleme dışında parlamenter sistemin neresini nasıl düzelteceklerine dair ciddi bir şey duymadık.
Şu vazgeçilemeyen mevcut parlamenter sistemimizi yeniden bir gözden geçirelim de belki düşünenlere yardımcı oluruz
Demokrasilerin iki olmazsa olmaz sigortası "periyodik aralıklarla yapılan seçimler" ve "kuvvetler ayrılığı ilkesi"dir.
Türkiye’de iddiaların aksine seçimler 50 yıldır çok şeffaf, çok temiz yapılır ama kaybedenler, özellikle ana muhalefet hep hile yapıldığı iddiasıyla iktidarın meşruiyetini tartışmaya açar.
Kuvvetler ayrılığı ise maalesef anayasa sayfalarında kalır.
Görünüşte halk yürütme organı hükümeti seçmez, milletvekillerini seçer... Milletvekilleri ise çok nadiren partisiz, bağımsız olur.
Seçimlerde yönetim krizi çıkmasın, meclis çok parçalı olmasın, koalisyon olmasın diye küçük partileri yok etmek için 82 Anayasası ile %10 barajı getirildi bir de… %7 alamayan partilere hazine yardımı da yok. Önce o sınır da %10’du..
Yürütme organı hükumet yasama organının içinden çıkar ve yasama organından güven oyu alır...
Güven oyu sıkıntısı yaşanmasın, hükumet krizleri yaşanmasın, yönetimde istikrar olsun diye Cumhurbaşkanı hükumet kurma görevini mecliste çoğunluğu alan partinin genel başkanına verir. Aslında anayasaya göre istediği herhangi bir milletvekiline verebilir. Ama 45 günde güven oyu alan hükumet kurulamazsa seçimlerin yenilenmesi gündeme gelmesin diye en büyük partinin genel başkanına görev verilir.
Diğer milletvekilleri zaten kabul etmezler. Genel Başkan varken kabul edebilirler mi? Başlarına geleceği bilirler.
Hükumeti kurma görevini alan genel başkanın partisi meclis çoğunluğuna sahip değilse koalisyon arayışları başlar.. Tek başına güven oyu alacak çoğunluğa sahipse hemen hükümet kurulur, bakanlar bakan olduğunu bazen gazetecilerden, Tv’lerden öğrenirler.. Hükümet güven oyu alır ve göreve başlar...
Artık hem devletin bütün kurumları hem de meclis çoğunluğu Başbakan’ın emrindedir..
Meclis başkanlığına da istediği kişiyi seçer.
Hatta Cumhurbaşkanı'lığına da istediği kişiyi seçtirir. Darbe ile gelenler dışındaki bütün Cumhurbaşkanlarını parti genel başkanı Başbakan seçmiştir.
İktidar partisinin bütün belediye başkanlarını da Başbakan belirler.
Yasama ve Yürütme organları aynı kişinin elindedir artık.
Devlet kadroları yukarıdan aşağıya partizanca oluşturulur.
Beğenmediği kanunu meclis çoğunluğuna talimat vererek istediği gibi değiştirir. İstediği kanunu istediği gibi yapar.
Devletin bütün imkanlarını keyfince, partizanca kullanma imkanına sahiptir.
Kimse denetleyemez, hesap soramaz.
Çünkü denetleme organı olan meclise zaten hakimdir...
Kimse yüce divana gönderemez.
Bütün muhalefet önergeleri anında reddedilir...
Yani iş liderin vicdanına kalmıştır...
Başka hiç bir sistem bu gücü bir lidere vermez..
İktidar partisinin il ilçe teşkilatları da devlet imkanlarından pay almak için sıraya girerler.
Bürokratlar inanılmaz bir maharetle rüzgarın estiği yöne, iktidar partisine dönüverirler..
Herkes bulunduğu konumdan daha yukarı tırmanabilmek için yukarıdakilere dalkavukluk eder, aşağıda kalanlara tepeden bakar, nankörlük eder...
Bürokrasinin altı üstüne gelir..
Yazmakla, saymakla bitmez imkanlar.
Koalisyon hükümetlerinde de durum farksızdır. Hatta daha da kötüdür. Koalisyon ortakları arasında sorun çıkmasın diye milletvekilleri çok sıkı kontrol altına alınır. Hiçbir milletvekili partiden izinsiz konuşamaz, basına demeç veremez.. Hele kanun teklifi hiç veremez… DSP-MHP-ANAP koalisyonu zamanında meclis o zamana kadar görülmemiş miktarda yasal düzenleme yapmıştı… Ancak bir tek milletvekili önerisi yoktu, tamamı hükumet tasarısı ile genel kurula gelmişti. MHP K.Maraş Milletvekili Edip Özbaş bu durumu dile getirmiş ve "hepimiz konu mankeni olduk" demişti...
Şimdi buyurun bu sistemin neresini güçlendireceksiniz, nasıl iyileştireceksiniz.
 
 
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum