Mehmet Yaprak

Mehmet Yaprak

[email protected]

CORONA HAYATIMIZI NASIL ETKİLEYECEK.

08 Temmuz 2021 - 22:14

     Bu konuda medyadan ve çevremizden dinlediklerimizden hareketle şunu görüyorum;
    Çok değişik görüşler var gibi görünse de esas itibariyle bir iyimser bir de kötümserler var. Maalesef kötümserler hayli fazla.
   Türk insanının bu görüşlerinde politik algılar etkili olduğu gibi mizaç, karakter de belirgin biçimde öne çıkıyor. Kimi insanlar kötümser bir mizaç sahibi olduğu için her şeyde olduğu gibi bu konuda da bir felaket bekliyor.
    Bir de her krizde olduğu gibi bu krizi de fırsat olarak görenler var tabi. Bir kriz    yaşandığı gerçek ancak bunun sonunda dünyanın çok çok değişeceğini ben şahsen beklemiyorum. İnsanlar yepyeni bir dünya keşfetmeyecek ya da yaratmayacak. Hayat devam edecek.
   Bireysel ve kurumsal tasarruf alışkanlıklarında bir müddet değişim olur. Büyük şirketler evden çalışmanın işlerin yürümesinde bir kayıp yaratmadığını, aksine çok büyük, yüksek kiralı ve masraflı ofislerin çok da gerekli olmadığını gördüler. Evden çalışma, internet üzerinden toplantılar, satışlar çok çok yaygınlaşacağı görülüyor. Aynı şehirde olmayan arkadaş dost gurupları, aile bireyleri dahi çevrimiçi toplantılar yapma alışkanlığı kazandı.
   İnternet üzerinden alışverişler de yaygınlaştı. İnsanlar yemeklerini bile internetten sipariş ediyor. Bu alışkanlık giderek büyüyecek gibi görünüyor.
   Yeni şartlar teknoloji şirketlerini daha da büyütecek.
   Pandemi süresince iş yerlerinin kapalı olması, sanayide üretimin yavaşlaması işsizlik oranlarını yükseltti ama bunun uzun süreceğini sanmıyorum. İnsanoğlu yaratıcıdır. Yeni şartlara çok kolay ve hızlı uyum sağlayanlar kendileri iş alanları yaratırlar. Ne olabilir mesela sorusuna cevap vermek zor. Hiç umulmadık, eğitimsiz insanların inanılmaz şekilde yaratıcı oldukları çok görülmüştür.
    Şu da unutulmamalı ki, gelişmiş ülkelerde ekonomik hayatın yüzde 90 kadarını hizmet sektörü oluşturmaktadır. Türkiye’de de bu oran %90’a yakındır. Türkiye’de yemek kuryelerinin sayısı herhalde 10 binler belki de yüz binlerle ifade edilir. Bundan 10 yıl önce belki de hiç yoktu. Getir götür işi yapan şirket sayısı bilmem kaç oldu.
    Dünyada gıda sorunu yaşanacağı yönündeki iddialar ise hiç tutarlı ve gerçekçi değil. Bu türden iddialar veya teoriler hep olmuştur ama ben hiçbir zaman inanmadım şimdi de inanmıyorum. Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımızda dünya nüfusu hızla artıyor, şehirler büyüyor, şehirler tarım alanlarına doğru genişliyor, tarım alanları küçülüyor, insanlığı büyük bir açlık tehlikesi bekliyor denilirdi. Geldiğimiz zamanda görüyoruz ki insanların yediği önünde yemediği arkasında. Evet tarım alanları küçüldü, dünya nüfusu arttı, şehirler büyüdü hatta tarımla uğraşan nüfus ta hızla azaldı ama gelişen bilim ve teknoloji tarıma da yansıdı ve 30-40 yıl önce 100 dönüm araziden alınan verim bugün bir dönüm seradan alınabiliyor.  
Ranzalar şeklinde düzenlenmiş topraksız tarım çalışmalarını da biliyoruz.
Organik tarım herkesin istediği hoş bir hayal ama büyük bir aldatmaca diye düşünüyorum. Gerçek anlamda organik tarım yapılacak arazinin üzerinden uçak bile uçmamış olması gerektiğini düşünürsek bunun ne kadar mümkün olduğu anlaşılacaktır.
   Köy hayatı, doğaya dönüş, emekliye ayrılmış ya da 50-60 yaşını geçmiş insanların öteden beri özlemidir. Ancak şehirlerin büyümesi, metropollerin daha da büyümesi önlenemeyecektir. Köylü, şehirli herkesin oğlu da kızı da okuyor artık. Üniversite okuyan gençlerden köyüne, babasının bağının, bahçesinin, sürüsünün, tarlasının üstüne dönmesini beklemek bir hayaldir. Köyde kalan yaşlılardan da tarım ve hayvancılık yapmasını beklemek hayaldir. Tarım ve hayvancılığı geliştirmek için köylüye avanta dağıtmak ise hiç akılcı değil. Benim şahit olduğum köylünün devletin destek amaçlı verdiklerini çar çur ettiğidir. Çiftçiye, köylüye destek adı altında yapılan nakdi ve ayni yardımlar asla amacına uygun kullanılmıyor. Köylü, çiftçi aldığı parayı cep harçlığı yapıyor. Köylüye verilen canlı hayvanları, inekleri köylünün sattığı sır değil. Köylü devleti aldatıyor. Devlet de bunu çok iyi biliyor ama politikacılar bunu oy hesabıyla devam ettiriyor. Artık tarımı da hayvancılığı da büyük holdingler, profesyoneller yapacaktır. Köyler metropollerde yaşayanların tatil beldeleri olacaktır.
    20.yy başlarına kadar felsefe tarihinde hep iyimser ütopyalar vardır. Yokluk, hastalık, salgın, feodallerin zulümleri insanları bir dünya cenneti hayal etmeye yöneltmiştir. 20. Yy başlarından itibaren sanayinin yarattığı çevre kirliliği yanında dünya savaşları, kitle imha silahlarının gelişmesi, nükleer tehlikeler yanında dünyadaki ideolojik kutuplaşma ve gerilim korku ütopyalarının gelişmesine yol açmıştır.
    Bu corona salgını da yine bazı kişilerde korku ütopyalarının üretilmesine yol açmıştır ancak ben inanıyorum ki insanlık bunu da çok rahat aşacaktır.
Teknolojinin, sanayinin olumsuzlukları vardır, olacaktır, felaketler, afetler olacaktır ama bu olumsuzlukları da yine bilim çözecektir. ..
    Daha ayrıntılı bir çok şey yazılıp söylenebilir tartışılabilir ancak okuyucuyu da sıkmayalım.
    Hayır dileyelim hayır olsun inşallah...

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum