Mehmet Yaprak

Mehmet Yaprak

[email protected]

ÖZELLEŞTİRME YİNE GÜNDEMDE

17 Temmuz 2021 - 21:24

Muhalefet ve bir kesim tarafından, iktidara yakın kişilerin kamunun sahip olduğu ya da ortak olduğu iktisadi kurum ve kuruluşların yönetim kurullarında görevlendirildikleri, bir kaç yerden abartılı maaşlar aldıkları sürekli dile getiriliyor.
Bu iddialar bazen abartılı olsa da doğrudur. Öteden beri hep böyle olmuştur.
    "Devletin malı deniz, yemeyen domuz" lafını duymayan yoktur bu memlekette.
Lakin bundan şikayet edenlerin aynı zamanda şiddetli bir özelleştirme karşıtı olmaları ilginç bir çelişki. Zihin kodlarına kazınmış olan sermaye düşmanı, özel sermayeyi emek sömürücüsü gibi anlayan, devletçi sosyalist kafa burda bir çelişki görmüyor. Bunlar biraz da muhalefet olsun diye her özelleştirmeye karşı çıkarlar. Özelleştirmenin gerekliliğini anlattığınızda da “efendim biz özelleştirmeye karşı değiliz, devlet malinin peşkeş çekilmesine karşıyız” derler. Bu tavır tam da ipe un sermektir. Süleyman Demirel'in sevdiğim bir sözü vardır. Der ki; “bir meselenin hallolmasını istemiyorsanız önüne arkasına ya şöyle olursa, ya böyle olursa diye başka bir mesele koyacaksınız”.
    Devletin malı sahipsiz maldır. Sahipsiz bağ bahçe gibidir. Gelen giden otlanır. Kamu İktisadi Teşebbüslerine(KİT) politikacıların, bürokratların arpalığı derler.
     Özelleştirmeye karşı çıkanlar devletçi bir anlayışa sahiptir. Özelleştirmeyi borçlu kapıya dayanınca, ya da sıkıştıkça rahatlamak için babadan dededen kalan malları birer birer satmak gibi anlıyorlar.
   Oysa özelleştirme, kimse kendi öz malı gibi sahiplenmediği için verimsiz, hantal, politikacıların, iktidar yandaşlarının, bürokratların arpalığı haline gelmiş, zarar eden, zararını halktan alınan vergilerle kapatarak yaşatılmaya çalışılan köhne devlet işletmelerinin dinamik, kar amacı güden özel teşebbüsün rasyonel işletme anlayışına bırakmaktır.
    Devlet özelleştirilen işletmelerin her türlü işletme ve personel giderlerinden kurtulduğu gibi işletmeyi devralan özel teşebbüsten hem özelleştirme bedeli alır hem de sonrasında her yıl vergi alır. Ve tamamı özelleştirilen kurumlara atama yapamaz, müdahale edemez. Hükumet herhangi bir holding yönetimine üye atayabilir mi? Mümkün değil.
    Şimdi TEİAŞ özelleştirmesi gündeme gelince aynı tartışmalar yine başladı. Açıklamalara göre TEİAŞ, %50'den fazla hissesi, yani yönetimi ve kontrolü devlette kalmak üzere halka arz yöntemiyle özelleştirilecekmiş.
   Bu şekilde özelleştirmeye şahsen ben de doğru bulmuyorum. Bu şekilde özelleştirme arpalık olarak kalmaya devam edecek anlamına gelir. Tamamı profesyonel şirketlere satış şeklinde özelleştirilmeli. Devletin elindeki ve kontrolündeki tüm iktisadi devlet teşebbüsleri, başta kamu bankaları olmak üzere tamamı satış yöntemi ile özelleştirilmeli.
    TEİAŞ'ın özelleştirilmesini bir beka sorunu olarak görmek, göstermek de safsata ve mugalatadan başka bir şey değildir.
   Sistematik olarak özelleştirmeye karşı çıkan ve parti iktidarı anlamına gelen, devleti parti devletine dönüştüren parlamenter sisteme dönmek gerektiğini savunan partilerden ve zihniyetten bu memlekete bu zamana kadar bir hayır gelmedi bundan sonra da gelmez.
                                            
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum