Mehmet Yaprak

Mehmet Yaprak

[email protected]

SIĞINMACI VE GÖÇMEN MESELEMİZ

27 Ağustos 2021 - 00:20

Suriye'de iç savaş çıkmasından bu yana Türkiye'nin önemli bir sorunu olan sığınmacı tartişması  Afganistan'da yönetimin Taliban'a geçmesiyle yeniden alevlendi.
     Sorun tüm Türkiye'nin sorunu ama maalesef siyasi tartışma malzemesi olarak muhalefet cephesi tarafından öyle hunharca kullanılıyor ki neredeyse felaketlere dönüşecek.
     Her meselede olduğu gibi bu konuda da ihtiyacımız olan sükunet, aklı selimle düşünmek ve makul çözümler üretmek olmalı. Ancak maalesef muhalefet kaostan yararlanmak isteyen bir siyaset tarzı benimsemiş durumda. Bu amacına ulaşmak içinde yabancı düşmanlığını körüklemek, yalan, uydurma ya da çarpıtılmış haberlerle halkı kışkırtarak çatışmalar yaratmakta beis görmüyor.
    Meselenin özüne inecek olursak esasen Suriyeliler ile Afgan ve diğer göçmenleri kesinlikle birbirinden ayırmak gerekir.
    Suriyeliler konusunda Türk Milleti'nin tarihten, töresinden ve inancından gelen, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ise uluslararası hukuktan ve komşuluktan gelen sorumlulukları, mecburiyetleri vardır.  Suriye'deki iç savaşı ve Suriyeliler sorununu Türkiye ve Türk hükümeti yaratmamıştır. Türkiye bu sorunu kucağında bulmuştur. Düşünün ki, bir gün kapınız şiddetli şekilde vuruluyor, kapıyı açtığınızda karşı komşunuz kadın 3-4 çocuğuyla korku içinde “kocam bizi öldürecek ne olur yardım edin” diye yalvarıyor. Ne yapacaksınız? Ya kapınızı açıp içeri alacaksınız ya da kapınızı kapatıp orada bir aile katliamı yaşanmasına seyirci olacaksınız. Tabi ki insan olmak, vicdan, ahlak, töre o insanları içeri almayı gerektirir. Türkiye bunu yapmıştır. Doğru olanı yapmıştır. Zaten ikinci şıkkı yapması Uluslar arası hukuka da aykırıdır. Uluslar arası sözleşmelere ve “Yabancılar ve Uluslar arası Koruma Kanunu(YUKK)”na aykırıdır. Uluslar arası hukuka göre ikinci şıkkı yapması halinde katliama yardım eeden durumuna düşerdi. YUKK'nun 4. maddesine göre sığınmacıların geldiği ülkede sükunet sağlanmamışsa, ölüm tehlikesi devam ediyorsa geri göndermesi de mümkün değildir. Katliama yardım anlamına gelir. Deniliyor ki “Avrupa ülkeleri, Yunanistan almıyor geri gönderiyor”. Evet ama onlara gidenler Türkiye'den, yani ölüm tehlikesi olmayan bir ülkeden geliyorlar. Afganistan'dan gelenleri de İran almak zorunda ama İran üzerinden gelenleri Türkiye almak zorunda değil. Yani sınır ülkesi almak zorunda ama ikinci ülke almak zorunda değil. Eve sığınan aile örneğinde sğınan aile birazda başka komşuya gitmek isterse  başka komşu almak zorunda değildir çünkü geldiği yerde güvendedir.
      Bu durumda BM müdahalesi veya başka bir şekilde Suriye'de sükunetin sağlanması ya da Suriye içinde güvenli bölgeler oluşturulması gerekiyor.
      Afganlılar konusu ise daha farklı bir olay. Yeni de değil. Uzun yıllardır, Afganistan, Pakistan, Özbekistan vatandaşları ve Afrika kökenliler yasa dışı yollardan, insan kaçakçıları yardımıyla Türkiye'ye geliyorlardı. Kaçak yollarla gelen bu insanlar hukuk dilinde “düzensiz göçmen” diye adlandırılır. Yakalandıkları zaman geri gönderme merkezlarine koınulur ve sınır dışı edilirler. Türkiye hükümeti, devlet kurumları da düzensiz göçmen meselesinin büyümemesi için sınır güvenliğini artırmak amacıyla sınıra duvar çekmek dahil gereken şeyleri yapmaya çalışıyor.
      Hal böyleyken bazı mihrakların “sınırlarımız yolgeçen hanı oldu” gibi ifadelerle, İran veya başka bazı yerlerde kalabalık kafileler halinde yürüyen düzensiz göçmenleri sanki Türkiye içindeymiş gibi gösterip olumsuz algı yaratmaya çalışmaları, kaos kışkırtıcılığı yapmaları iyi niyetle açıklanması mümkün değildir. Devletin ilgili birimleri bu tür kaos kışkırtıcılarını da takip etmeli ve gerekli işlemi yapmalıdır.

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum