Mehmet Yaprak

Mehmet Yaprak

[email protected]

SİSTEM TARTIŞMALARI GÜNDEMDEN DÜŞMÜYOR

13 Ekim 2021 - 22:18

Son günlerde bazı TV kanallarında “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi mi, Parlamenter sistem mi?” sorusu üzerinden bir tartışma sürdürülüyor.
       Bir kere bu soru yanlış ve hatta iyi niyet taşımıyor. Kötü niyet yoksa da ciddi bir hata var. Neden bu iki sistem arasında tercih yapmak zorundayız ki?  Malum muhalefet cephesi “millet ittifakı” parlamenter sisteme dönüş konusunda kararlı bir duruş sergilerken güçlendirilmiş parlamenter sistemden bahsediyorlar. Ancak bu güçlendirilmiş parlamenter sistemin bildiğimiz parlamenter sistemden farkı nedir? Neresi nasıl güçlendirilecek? Sorularına bir açıklıkgetirilmedi. Bir taslak ortaya konmadı. Esasen neresini nasıl değiştirirseniz değiştirin, halk bir meclis seçimi yapıp hükümet ve Cumhurbaşkanı meclis içinden çıkıacaksa, yasama ve yürütme organlarının birbirinden ayrılması mümkün olmayacaktır. Türkiye bu sistemi 1950'den beri yaşadı. Muhalefetin mevcut “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” için söylediği “tek adam rejimi” gerçekte parlamenter sistemde yaşandı.
       Parlamenter sistemde seçimler yapılır ama kuvvetler ayrılığı maalesef anayasa sayfalarında kalır. Çünkü yürütme organı hükumet yasama organının içinden çıkar ve yasama organından güven oyu alır...  Güven oyu sıkıntısı yaşanmasın, hükumet krizleri yaşanmasın, yönetimde istikrar olsun diye Cumhurbaşkanı hükumet kurma görevini mecliste çoğunluğu alan partinin genel başkanına verir. Aslında anayasaya göre istediği herhangi bir milletvekiline verebilir. Ama 45 günde güven oyu alan hükumet kurulamazsa seçimlerin yenilenmesi gündeme gelmesin diye en büyük partinin genel başkanına görev verilir.
      Hükumeti kurma görevini alan genel başkanın partisi meclis çoğunluğuna sahipse güven oyu alır ve göreve başlar. Tek başına bir parti çoğunluğu yeterli değilse koalisyon arayışları başlar. Pazarlıklar yapılır ve bir koalisyon kurulur. İlerleyen süreçte koalisyon ortakları birbirlerine isteklerini kabul ettiremezse şantaja başlarlar ve nihayet koalisyon bozulur yeni arayışlar başlar.  Ömrü 3-5 aylık hükümetlerle siyaset kurumu ile birlikte tüm kurumlarda istikrar bozulur.
     Eğer tek parti çoğunluğuna dayalı Ya da uyumlu bir hükümet kurulursa artık hem devletin bütün kurumları hem de meclis çoğunluğu yürütmenin emrindedir..
     Meclis başkanlığına da istediği kişiyi seçer. Seçtirir.
     Hatta Cumhurbaşkanı'lığına da istediği kişiyi seçtirir. Cumhurbaşkanı'nın kim olacağına hep Başbakanlar ya da koalisyon liderleri karar vermiş, meclis ise sadece parmak kaldırmıştır.
     Yasama ve Yürütme organları aynı kişinin elindedir artık.
     Devlet kadroları yukarıdan aşağıya partizanca oluşturulur.
     Beğenmediği kanunu meclis çoğunluğuna talimat vererek istediği gibi değiştirir. İstediği kanunu istediği gibi yapar. Parlamenter sistem tarihimizde tüm kanunlar hükümet tasarısı olarak meclise gelmiş ve yasalaşmıştır. Bir tek istisnası yoktur.
     Devletin bütün imkanlarını keyfince, partizanca kullanma imkanına sahiptir.
    Kimse denetleyemez, hesap soramaz.
    Çünkü denetleme organı meclise zaten hakim.
    Kimse yüce divana gönderemez.
    Bütün muhalefet önergeleri anında reddedilir...
    Yani iş liderin vicdanına kalmıştır...
    Yazmakla, saymakla bitmez imkanlar.
    İşte sisze “tek adam” rejimi.
    Başkanlık sisteminde ise demokratik sistemlerin amaçladığı “temsilde adalet, yönetimde istikrar” ilkesini sağlamak mümkündür. Bunun için tek formül yürütme organı hükümetin meclisten çıkmaması, yasama organı ile yürütme organının birbirinden bağımsız olmasıdır.  Güvenoyunu seçimle doğrudan halktan alan hükümet bir sonraki seçime kadar istikrarlı şekilde görevini sürdürür.
    Bugünkü mevcut sistemimizin de elbette bir çok sıkıntılı tarafları var. Mesela meclis çoğunluğunun hükümet kontrolüne girmemesi için mutlaka baraj sıfırlanmalıdır.  Bunun yanında hükümet başkanının kararname yetkileri sınırlandırılarak, meclis denetimi güçlendirilmelidir. 
    “Güçlendirilmiş parlamenter sistem” yerine “ıslah edilmiş başkanlık sistemi” ciddi şekilde düşünülmelidir...

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum