Mehmet Yaprak

Mehmet Yaprak

[email protected]

TÜRKİYE'DE SİSTEM ARAYIŞLARI

27 Mayıs 2021 - 22:55

       Geçen haftaki yazımda “Demokrasi nedir” sorusuna açıklık getirmeye çalışmıştım. Demokrasiyi hepimiz istiyoruz ama gerçek anlamda bir demokrasiyi nasıl hayata geçireceğimiz konusunda maalesef siyasi partiler ve guruplar arasında bir uzlaşma çok yakın gözükmüyor. Ve maalesef bu konuda çok belirgin bir ayrışma hatta bir cepheleşme oluşmuş durumda.
       Türkiye’de İstiklal Savaşından bu yana bir sistem tartışması hep olmuştur. Arada kısa süreli muhalif parti denemeleri olmakla birlikte 1946’ya kadar bir tek parti rejimi vardı.
       1923’te cumhuriyet ilan edilmişti, bir Büyük Millet Meclisi vardı, “hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir” deniliyordu, “saltanat”tan “cumhuriyet”e geçilmişti ama “demokrasi”nin adı bile yoktu. 
Aslında hep gerçek anlamda bir demokrasi arayışı içinde olduk.
      Çok partili rejime geçildikten sonra ise yönetimde istikrar temsilde adalet sağlamak için seçim sistemleri ile sürekli oynanmıştır.
      Parlamenter sistem gereği hükümetlerin meclis çoğunluğu ile kurulması, mecliste bir partinin tek başına güçlü bir çoğunluk sağlayamaması sonucu özellikle 70’li yıllarda koalisyonlar, milletvekili transferleri ve zayıf hükümetlerle istikrarsız bir süreç yaşandı.
     1980 anayasasının mimarları  yönetimde istikrar sağlamayı daha öncelikli görerek sadece 3 partinin kurulmasına izin verdi ve seçimlerde %10 baraj uygulaması getirdi. Ancak %10 barajı da istenen istikrarı sağlayamadı. 95 seçimlerinde Refah Partisi, 99 seçimlerinde de DSP %21 ile birinci parti oldular. 3 partili koalisyonlarla 90’lı yıllarda adeta bir fetret devri yaşandı.
     2003 seçimleriyle başlayan AKP iktidarlarına kadar kurulan hükümetlerin ortalama ömrü 14 ay oldu.
      2003’ten beri aralıksız tek başına AKP iktidarları oldu. Yürütme açısından bir istikrar olmasına rağmen iktidardaki AKP tarafından “yürütmede iki başlılığın ortadan kaldırılması, yeniden koalisyon hükümetlerine dönülmemesi ve bu istikrarın sürekli olması” gibi gerekçelerle esasen 1970’lerden beri Türkiye gündeminde olan Başkanlık sistemine geçilmesi teklifi ortaya atıldı ve Türkiye gündemine oturdu.
      Muhalefet cephesinin “tek adam rejimi” gelecek söylemleri ile engelleme çabalarına rağmen tartışmalardan sonra 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan halkoylamasıyla adına “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” denilen bugünkü yönetim sistemine geçildi. 24 Haziran 2018’de yapılan seçimle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi fiilen uygulamaya konulmuş oldu.
      Sistem tartışmaları bitmedi biteceğe de benzemiyor. Anayasa oylamasında “hayır” diyen muhalefet cephesi yeniden parlamenter sisteme geçilmesi gerektiğinde ısrarını sürdürüyor.
      Bu tartışmalar sürerken muhalefet cephesinin tekrar dönülmesini istediği “parlamenter sistem” ile iktidar cephesinin istediği “başkanlık sistemi”nin bir analizini yapmaya çalışacağım.
      Haftaya cumhuriyet tarihi boyunca ülkemizde uygulanan “parlamenter sistem”i,  bir sonraki haftaya da “başkanlık sistemi”nin bir analizi ile burda olacağız.
     Haftaya görüşmek üzere....

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum